Aromatik ve tıbbi bitkiler, hem fiziksel hem de ruhsal birçok sorunumuzu çözerek binlerce yıldır sağlığımıza korumaya devam etmektedir. Bu nedenle gücünü aromatik bitkilerden alan uçucu yağlar, zihin ve beden üzerindeki etkileriyle yaşamımızı daha iyi bir hale getirmek için oldukça faydalıdır.

Aromaterapide kullanılan uçucu yağlarının faydaları

Bugün hem yapılan araştırmalar hem klinik deneyimler sayesinde beden ve zihnin birbiri üzerinde ne kadar etkili olduğu çok iyi bilinmektedir. Zihin ve duygular güçlüdür, doğru yönetilmezlerse hastalık yapabilme kapasitesine sahiptir. İşte burada aromaterapi hem tek başına hem de çeşitli diğer terapi yöntemleriyle birleştirilerek bedene ve zihne fayda sağlar.

Fiziksel faydalar açısından bakıldığında, birçok uçucu yağın antibakteriyel ve antiseptik etkisi vardır. Elde edildiği bitkiyi enfeksiyonlardan koruyan, yaralarını iyileştiren bileşenler çoğu zaman uçucu yağa da geçerler. Bu bileşenler bizlerde de soğuk algınlığı, grip, pnömoni (zatürre), çeşitli mantar ya da deri enfeksiyonları ve vasküler enflamasyonların tedavisinde kullanılırlar.

Yine birçok uçucu yağ, besleyici ve iyileştirici özellikleriyle cilt ve mukoz membranlarının (mukoza zarlarının) iyileşmelerine yardımcı olur. Bu nedenle küçük yaralarda, radyoterapi sırasında oluşan yanıklarda, lezyonların nemlendirilmesinde, yatak yaralarında, kuru cilt ve egzamada ve ağız yaralarında kullanılırlar. Ayrıca dolaşım yetersizliklerinde cilt ve doku mikro dolaşımını desteklerler.

“Aromaterapi uygulamaları sadece fiziksel beden değil zihin ve duygular üzerinde de çok etkilidir.”

Stres, kaygı, strese bağlı uykusuzluk ve çeşitli ağrılarda kullanılırlar. Örneğin yüzde 60 oranda psikosomatik nedenlere bağlı olduğu söylenen çeşitli ağrı tiplerinde aromaterapiden faydalanılabilir. Çünkü kokunun ağrı algısında, beynin ağrı ile ilgili bölümlerinde yarattığı değişiklikler hiç de küçümsenecek gibi değildir.

Zaten kokuların tarih boyunca kullanımları güzellik dışında aynı zamanda iyileşme amaçlı da olmuştur. Özellikle uygun formdaki solunum yolu uygulamaları, çeşitli dokunma teknikleri ile birleştirilen veya tek başına yapılan cilt üzerinden uygulamalar ile duygusal kaynaklı rahatsızlıklarda çok yararlı olabilmektedir.

Uçucu yağların düşünce ve duygular üzerindeki etkileri ve sakinleştiren yağ türleri

Koku duyusu üzerinde yapılan sistemli ve kontrollü koku uyarılarının insanlar üzerinde yarattığı fizyolojik etkiler bilinmektedir. Kokunun beyin üzerinde yarattığı etkiler görüntülenebilirken aynı zamanda endokrin ve bağışıklık sistemi üzerindeki, santral sinir sistemi üzerindeki etkileri birçok objektif ve klinik veri ile ölçülebilmektedir.

Sakinleştirme ve anksiyete semptomlarını hafifletme özelliği klinik olarak da konfirme edilen yağlardan en bilineni lavanta (Lavandula angustifolia). Benzer terapötik özellikleri misk adaçayı (Salvia sclarea) ve rumi papatya (Chamaemelum nobile) türlerinde de bulabiliriz. Ayrıca sedasyon sağlayan ve hipotansif özelliği ile öne çıkan ylang ylang (Cananga odorata) uçucu yağı, sakinleştirici tıbbi papatya (Matricaria chamomilla) ve sedir (Cedrus atlantica) de bu semptomlar için kullanılabilen yağlar arasındadırlar.

Beynimizde koku deneyimleri sonrasında oluşan duygusal yanıtlar sübjektiftir. Bu yanıtlar kültür, yaş, deneyim, cinsiyet gibi değişkenlere göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle özellikle holistik aromaterapi uygulamaları kişiye özel yapılmalıdır.

Vücutta uçucu yağları en iyi şekilde absorbe eden bölgeler

Aromaterapi, uçucu yağların terapötik kullanımlarıdır. Aromaterapide kullanılan baş oyuncular olan uçucu yağlar, sinerjetik etkiye sahip yüzlerce uçucu bileşenlerden oluşurlar. Bu bileşenler en fazla 500 amu (dalton) molekül ağırlığında oldukları için kolayca havaya karışabildikleri gibi hem yağda hem de suda çözünen yapılardır. Bu nedenle doğru formüle edildiklerinde kolayca absorbe olurlar.

Öte yandan, sadece kimyasal bileşim değil, uygulanma yöntemi ve uygulanan bölge de emilim üzerinde etkilidir. Bazı bileşenler cilt üzerine doğru şartlarda ve yüksek oranlarda uygulandığında güvenli ve etkin olabilirken, aynı bileşenlerce zengin uçucu yağlar inhale (teneffüs) edildiklerinde tahriş edici olabilmektedir.

Örneğin aspik lavanta (Lavandula latifolia) cilt üzerinden etkili bir ağrı kesici olarak kullanılabilmesine rağmen teneffüs edildiğinde astım hastalarında dispneye (nefes darlığı) neden olabilir. Bu nedenle aromaterapide, merkez hep birey olmalı şablon formüllerden kaçınılmalıdır.

Genel bilgi olarak ise uçucu yağların en yüksek emiliminin görüldüğü bölgelerin en az bariyere sahip olan genital organlar, kol ve göğüs altları olduğunu söyleyebiliriz. Daha sonra baş (özellikle alın ve kafatası), gövde ve ekstremiteler (kol ve bacaklar) bunları takip eder. Son olarak da popüler görüşün aksine en az emilimin görüldüğü bölge avuç içleri ve ayak tabanlarıdır.

Makaleyi bu adresten okuyabilirsiniz.