Aşk: İlk Görüşte mi, İlk Koklayışta mı?

Filmlerin nefes kesen sahnelerinden bir tanesi esas kadın ile esas erkeğin karşılaştığı ilk andır. Baba (The Godfather) filmindeki Al Pacino’nun canlandırdığı koskoca Michael Corleone, tüm karizmasına rağmen Sicilyalı afet Appolonia’yı görünce ona öyle bir vurulur ki, dünyası o an durur. Korumalarının kendi aralarındaki kıkırdamalarını bile fark etmez.

Filmlerin nefes kesen sahnelerinden bir tanesi esas kadın ile esas erkeğin karşılaştığı ilk andır. Baba (The Godfather) filmindeki Al Pacino’nun canlandırdığı koskoca Michael Corleone, tüm karizmasına rağmen Sicilyalı afet Appolonia’yı görünce ona öyle bir vurulur ki, dünyası o an durur. Korumalarının kendi aralarındaki kıkırdamalarını bile fark etmez. Durum Appolonia için de farklı değildir. O da Michael’e gönlünü kaptırmıştır bile.

Tıpkı bu film sahnesinde olduğu gibi bütün görsel kaynaklı bombardımanlar bize ilk görüşte aşk diyor, ancak birçok araştırma, karşı cinsin aslında dış görünüşüne değil, kokusuna vurulduğumuzu anlatıyor.

Feromonlar: Bilinçdışı kimyasal iletişim

Feromon latince “hormon taşıyan” anlamına gelen ve aynı türler arasında çalışan kimyasal mesajcılara deniyor. Bu kimyasal postacılar, hemcinsler arasında özel davranış ve tepkileri tetikliyorlar. Hayvanların salgıladıkları feromonlar, onların aralarındaki iletişimi, sosyal statüyü, hiyerarşiyi belirliyor. Böcekler aralarında feromonlar ile iletişim kuruyorlar. Köpekler ise birbirlerinin poposunu koklayarak sadece merhaba demiyorlar. Aynı zamanda birçok bilgi de topluyorlar. Kokladıkları hemcinsi mutlu mu mutsuz mu, sağlıklı mı hasta mı veya dost mu düşman mı onu anlamaya çalışıyorlar.

Kimyasal iletişimle mi eş seçiyorum?

İnsanlardaki durum da diğer canlılardan pek farklı değil. Alman bir doktor ve hijyenist olan Gustav Jäger (1832-1917), insan feromonları fikrini ortaya atan ilk bilim insanı olarak biliniyor. Ona katılanlar da var katılmayanlar da. Hatta abartıp hayalindeki erkeği veya kadını bulmaya yarayan cazibe artırıcı feromonlu parfüm üretimi yapanlar bile var.

Her ne kadar feromonları algılayan VNO’muz evrim geçirip eskisi kadar fonksiyonel olmasa da, burnumuz ilgili bağlantıları yapmak üzere sapasağlam yerinde duruyor. Yapılan birçok araştırmaya göre, insanoğlu da bu kimyasal iletişimden epeyce faydalanıyor. Öyle ki kadınlar erkeklerin kokusunu, daha 3 metre öteden alabiliyorlar. Daha da ilginç olanı ise alınan bu kokunun, aynı zamanda o erkeğin bağışıklık sistemi ile bağlantılı olması, yani MHC’den bahsediyoruz. Biraz daha açmak gerekirse MHC (Major Histocompatibility Complex), altıncı kromozomun bir bölgesinde yer alan ve bağışıklık sistemi için vazgeçilmez bir gen grubuna verilen ad. Türkçe karşılığı ise “temel doku uygunluğu bileşeni”. 224 tanımlanmış genden oluşan MHC’nin fenotipi, yani dışa vurumu ise vücut kokumuz!

İşte insan vücudu da kokuyu böyle analiz ediyor: Kadın ya da erkek kendisiyle hem uyumlu hem de farklı yapıdaki bağışıklık sistemini arıyor. Böylece uygun partneri bulmuş oluyor ve soyunu sağlıklı bir şekilde sürdürebiliyor.

Tişört araştırmaları

Feromonlar, insanlarda en çok ter bezlerinde ve genital bölgede salgılanıyorlar. Kokuyu algılamamız saniyenin binde birinde sonuçlanırken, biz bu süreçte üst bilincimizde ne olup bittiğinin farkında bile değiliz! Bunu, yapılan araştırmalar da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Bunlardan biri olan, online bir arkadaşlık sitesi olan eHarmony’nin 1995 yılında yaptığı çalışmada birçok erkeğe iki gün boyunca aynı tişört giydiriliyor. Daha sonra bir grup kadına bu tişörtler koklatılıyor. Kadınlar tatlı aromalı ve DNA’ları en az kendilerine benzeyen erkeklerin kullandığı tişörtleri seçiyorlar.

Bir tişört araştırması da kadınlar için… PsychologicalScience dergisinde yayınlanan bir çalışmada, bu sefer tişörtleri kadınlar giyiyor. Yumurtlama dönemine yakın kadınların tişörtleri, yumurtlama döneminden uzakta olan kadınların tişörtlerine göre açık arayla erkeklerde daha yüksek testosteron salgılanmasına neden oluyor. Doğum kontrol ilacı veya hormon tedavisi gören kadınlar bu kategorinin dışında yer alıyor.

Ten kokusunu almadan başlayan ilişkiler

Öte yandan koku, ilişkilerin belirlenmesi açısından insanoğlunun geçmişinde önemli bir rol oynasa da, bugün hâlâ aynı konumda mı?

En başa dönelim, ilk görüşte aşk… Değil partnerimizin, kendi ten kokumuzu hissettiğimiz zamanlar bile sayılı. Bugün neredeyse her gün parfüm sürerek sokağa çıkan kadın ve erkekler birbirlerinin kokusunu nerede ve nasıl alacak? Kendisi kullanmasa bile neredeyse her ortam kokulu! Mağazalar, marketler fırınlar, kahve dükkanları bile kokulandırılıyor. E bu durumda mahrem sayılabilecek bir yakınlığa gelmeden ten kokusu buruna ulaşamıyor.

Bu nedenle galiba ilk görüşte aşk demek daha doğru. Gerisi şansa kalmış gibi görünüyor.

Paylaş:

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on linkedin
LinkedIn