Güzel Kokunun Tarihçesi -1

İnsan tarihin her döneminde hep “güzel kokunun peşinde” idi. Bu serüven “tanrılar” hoşlandığı için onlara sunulan güzel kokularla başlamış, yarı tanrı olduğu kabul edilen hükümdarlar için kullanılmış ve hükümdarın ailesi, komutanlar, soylular nihayet ulaşabilen herkes bu tanrısal kokuyu kullanmıştı.

Tarihin her döneminde ve her coğrafyada güzel kokunun macerası ve kahramanları farklıdır. Tıpkı “Metapion” parfümü ile Jules Sezar ve Marcus Antonius’u baştan çıkardığı söylenen Kleopatra ya da kullandığı kokularla da ünlü olan karısının sıla hasretini gidermek için Babil’in Asma Bahçeleri’ni yaptıran II. Nebuchadnezzar gibi… Sabâ ülkesinin tütsüleri kadar, kraliçesi Belkıs da efsane olmuştur örneğin. İnsanlık tarihinden bugüne bu liste uzar gider, kahramanları değişse de, kokunun cazibesi ve hikayelerdeki rolü hiç değişmez. İşte bu yazı dizisinde de geçmişten bugüne kokunun yolculuğunu sizlerle paylaşacak, birlikte güzel kokulu bir serüvene çıkacağız.

Ruhun gıdası: Parfüm

Bugüne kadar gelen ve önemini hiç yitirmeyen güzel kokuyu bugün “parfüm” olarak tanımlıyoruz. Güzel kokulu maddelerin belirli oranlarda birbirine karıştırılmasıyla elde edilen hoş kokulu ürün olan “parfüm” terimi Latince’de “tümüyle uçucu” anlamına gelen “perfumum” sözcüğünden türemiş ve bugün evrensel bir sözcük haline gelmiştir. Parfüm dün olduğu gibi bugün de “ruhun gıdası” ve bir çeşit “iletişim dili” olarak da kabul edilir.

Güzel kokunun üretilmesi, ticareti ve insanlar üzerindeki tesiri hakkındaki hikayeler çok etkileyicidir.

İnsanoğlunun tarihinde tütsüler, güzel kokulu yağlar ve damıtılmış çiçeklerin kokuları her zaman önemli idi. Bunların üretilmesi, ticareti ve insanlar üzerindeki tesiri hakkındaki hikayeler çok etkileyicidir. Güzel kokunun kolonya şeklinde alkol içine hapsedilmesi, daha kalıcı hale getirilmesi ve zamanla aynı kokuyu verdiği düşünülen sentetik maddelerle hazırlanması bu serüveni bugüne getiren ayrı bir hikayedir.

Tanrılara sunulan güzel kokular

Güzel kokunun tarihi ilk insanların ateşi keşfetmesiyle başlar. Ateşin keşfi insanoğlu için çok önemli bir gelişme süreci idi. Ateşte yanan güzel kokulu ağaçlar ve otlar onların dikkatini çeker ve etkiler. Tanrıların insanlar üzerindeki vazgeçilemez etkisi insanları her coğrafyada tanrılara yaranmak ve isteklerini elde etmek için onlara hediyeler sunmasına sebep olur. Bu nedenle de güzel kokuları tanrılara sunmak, yani tütsüler yakarak tanrıları etkilemek çok kullanılan bir dinsel tören olur. Tütsülerin en eski kullanımı avcı ve toplayıcı kültürlere dek uzanır. Antik dönemlerde dini mekanlarda daha sonraları da saraylarda, toplanılan mekanlarda ve nihayet evlerde kullanılır. Tütsüler Ortaçağ’a kadar mekan ve beden temizliği öğesi olarak kullanılır. Güzel kokuların dini merasimlerle beraber insanları tanrılara yaklaştıracağı, yaşamında uğursuzlukları, kötülükleri ve hastalıkları uzaklaştıracağına inanılırdı. Ağaç reçinelerinin güzel kokusu tütsü olarak en çok kullanılan malzeme olur ve güzel kokulu reçinelerin ticareti antik çağdaki medeniyetleri çok etkiler.

Tütsünün yanı sıra tanrılara sunulan kutsal maddelerin bir çeşidi de “güzel kokulu yağlar” olur. İlk kokulu yağların Neolitik dönemde, M.Ö. 7000-4000 yılları arasında zeytin ve susam yağı ile kokulu bitkilerin karıştırılmasından elde edildiği düşünülmektedir. Arkeologların Kuzey Sahra’da bulduğu Tassili mağarasının duvar resimlerinde kadınların doğal güzelliklerini artırmak için çiçeklerin şekil renk ve kokularından yararlandıklarını gösteren tasvirler bulunmuştur. Tanrı heykellerinin güzel kokulu yağlarla ovulması, tanrılara güzel kokulu yağların hediye edilmesi bu üretimi doğurur. Din adamlarının hazırladığı “gizli formüller” tanrı olduğu kabul edilen firavunların vücutlarının güzel kokulu yağlarla ovulmasıyla daha da önem kazanır. Gittikçe daha iyilerinin imal edilmesi ve yüksek fiyatlara alıcı bulmasıyla krallar, soylular ve parayı verebilen herkes bu gizli ve güzel kokulu yağlara erişebiliyorlardı¹.

Güzel koku olarak uzun zaman tütsüler ve yağlar kullanırken, güzel kokulu sular da bu yarışta yerini alır.

Zamanla, kısa ömürlü çiçeklerin güzel kokusunun ebedileştirilmesiyle sulara geçirilen kokular imal edilir. Güzel kokulu sular da tanrılardan istekleri hiç bitmeyen insanlar için başka bir yaranma yolu olur. Önceleri din adamlarının kutsal çiçeklerden hazırladığı sular zamanla üretim merkezlerine kayar. Çiçeklerin ruhunu yakalamak için “damıtma” metodunu da din adamları icat eder ve her zamanki gibi insanların büyük talepleri ile büyük üretimlerin yapıldığı önemli bir ticaret malzemesi halini alır. Tarihin akışında kokunun bir sonraki durağı Mısır’ın gizemli toprakları olur. Parfümcülüğün ham maddelerine rastlanan bu coğrafya uzun yıllar bu konuda bir başkent olma özelliği taşır.

Güzel Kokunun Tarihçesi yazı dizisinin bu ilk bölümünün ardından, her ay yeni bir makale sizlerle buluşacak.

Yazı dizisinin sonraki başlıkları şunlar olacak:
• Eski Mısır’da Güzel Koku
• Mezopotamya ve Güzel Koku Üretimi
• Kokunun Anavatanı Güney Arabistan
• Antik Yunan’da Güzel Kokular
• Roma İmparatorluğu ve Güzel Koku Çılgınlığı
• Doğu: Güzel Kokunun Diyarı
• Kutsal Mekanlar ve Güzel Kokular
• Parfüm Sanatından Sonrası

Paylaş:

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on linkedin
LinkedIn