Güzel Kokunun Tarihçesi -3

Güzel kokulu maddelerin sularla ekstraksiyonu, yani suda bekleterek, su ile çalkalayarak kokuların suya nakledilmesi tekniği Mezopotamya’da çok kullanılmıştı. Mezopotamya’da yapılan kazılarda M.Ö. 3500 yıllarına tarihlenen ekstraksiyon kapları ve M.Ö. 2100 yıllarına tarihlenen ekstraksiyon yoluyla ilaç maddesi eldesini belirten Sümer kil tabletleri bulunmuştur.

Dicle ve Fırat nehirlerinin suladığı topraklar tarihin çok eski dönemlerinden itibaren medeniyetin beşiği olmuştur. Mezopotamya medeniyeti olarak adlandırılan bu topraklarda güzel koku üretimi ve ticaretiyle de oldukça önem kazanan Sümerler, Babilliler, Asurlular hüküm sürmüşlerdi. Bu konuda ulaşılan bilgiler bizleri M.Ö. 3000’e kadar götürüyor. Örneğin M.Ö. 2100’lere kadar uzanan kil tabletlerden Mezopotamya’da tütsü olarak günlük, laden ve sedir ağacının sıklıkla kullanıldığını öğreniyoruz.

Tütsünün önemi

Gılgamış Destanı’nda tanrılar için yakılan tütsülerden bahsedilir.

Tütsü Mezopotamya’da da dini merasimlerin ve günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıydı. Gılgamış Destanı’nda Gılgameş, tanrıları memnun etmek için tütsü olarak mür yakarak güzel kokularını etrafa yayar. Mür özellikle Asur ve Babil tabletlerinde hasta insanların vücudundan kötü ruhları kovmak için yaygın olarak kullanılan bir reçine olarak karşımıza çıkar.

Asurlular Arabistan’dan tütsü için akgünlük ithal ederler, safran ve tarçın tütsülerini de şölenlerde yoğun olarak kullanırlardı.

Sümerlerin rezene, mür, sığla yağı, gül, nane, defne gibi bitkisel; misk, kunduz hayası gibi hayvansal kokulu maddeleri kullandıklarını biliyoruz. Gülsuyu ve diğer çiçek sularını da elde etmeyi bildiklerini de yine aynı tabletlerden öğreniyoruz. M.Ö. 1800’lerden kalma Babil tabletlerinde sedir, mürrüsafi ve selvi yağlarının alımıyla ilgili kayıtlar bulunmuştur. M.Ö. 700’lerde Ninova ve Babil koku ticareti ve parfüm üretiminin merkezidir. Herodot da bunu doğrular ve Asurluların güzel kokuları çok kullandıklarını, selvi, sedir, alyasemin gibi ağaçların parçalarını belli bir kıvama gelinceye kadar suda ezerek, hazırladıkları karışımı vücutlarına ve yüzlerine sürdüklerini yazar.

Güzel kokulu maddelerin sularla ekstraksiyonu, yani suda bekleterek, su ile çalkalayarak kokuların suya nakledilmesi tekniği Mezopotamya’da çok kullanılmıştı. Mezopotamya’da yapılan kazılarda M.Ö. 3500 yıllarına tarihlenen ekstraksiyon kapları ve M.Ö. 2100 yıllarına tarihlenen ekstraksiyon yoluyla ilaç maddesi eldesini belirten Sümer kil tabletleri bulunmuştur. M.Ö. 1200’lerden itibaren Mezopotamya’ya egemen olan Asurluların ekstraksiyon usulünü çok kullandıkları, katı ve sıvı yağ temelli güzel kokulu merhemler hazırladıkları biliniyordu. Çiçek, kök, yaprak ve kabuklar kaynar su içinde bir gün boyunca bekletiliyor, süzülüyor, sıvı yağ eklenerek yavaşça ısıtılıyordu. Asurluların bu şekilde ürettikleri parfümler çok ünlenmişti¹.

Mezopotamya topraklarında kullanılan üretim teknikleri ve ürünler ticaret yoluyla diğer ülkelere de ulaştırılıyordu. Yunan ve Roma medeniyetleri de bu topraklardan getirilen güzel kokuları kullanmışlardı2.

Babil’in Asma Bahçeleri ve Amytes’in gülleri

Mezopotamya medeniyetinin en ünlü şehirlerinden biri olan Babil M.Ö. 1850’de Sümerler tarafından kurulmuştu. Tarihin her döneminde önemli olan bu şehir “Babil Bahçeleri” ile de büyük üne sahipti. Babil bahçelerini yaptıran M.Ö. 605’den itibaren 43 yıl hüküm süren Kral II. Nebuchadnezzar idi. Tarihçi Herodot “Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar” diye yazmıştı. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmişti. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde, som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Ünlü Babil Kulesi de şehrin içindeydi. Bu kule, Tanrı Marduk’a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu. Babil Bahçeleri ise Babil Kulesi’nden daha da ünlüydü. Bahçeler Nebuchadnezzar’ın sıla hasreti çeken karısı Amytes’i neşelendirmek için yapılmıştı. Amytes, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Kraliçe Amytes, Mezopotamya’nın bu dümdüz ve sıcak ortamında mutsuzdu. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar vermiş, yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırmıştı3.

Kraliçe Amytes güzelliği ve kullandığı güzel kokularla da ünlüydü. Nebuchadnezzar Babil Bahçeleri’ne özellikle güzel kokulu çiçekler ektiriyordu. Kraliçe için kokusunu çok sevdiği iki çiçek çok önemliydi: Gül ve zambak. Babil’in Asma Bahçeleri’nde gül ve zambak özellikle yetiştiriliyordu, tabii ki diğer kokulu çiçekler de. Bu çiçekler Amythes’in etkileyici parfümlerinde yaşıyorlardı4.

Tarihe bakıldığında yalnızca Mısır ve Mezopotamya’da değil, birçok farklı coğrafyada güzel koku insanları cezbetmeye, yeni hikâyelere ilham olmaya devam ediyordu. Tıpkı bir sonraki yazımızın konusu olan Sabâ ülkesi gibi…

           

Referanslar

  • 1 Zeki Tez . Sosyal Boyutlarıyla Antikçağ ve Ortaçağda Parfüm, Krem, Kozmetik. IV. Türk Eczacılık Tarihi Toplantısı Bildirileri. İstanbul 2000. sayfa 427.
  • 2Aybala Yentürk. Uygarlık ve Parfüm: Bir Yolculuğun Tarihçesi. Kutsal Dumandan Sihirli Damlaya: Parfüm İstanbul 2005 sayfa 12.
  • 3www.ionxchange.com,www.gardencards.biz,http://en.wikipedia.org,Getrnot Katzer’s Spice Pages,www uni-graz-at,Wikipedia the free encyclopedia
  • 4Melda (Biran) Tunçay. Parfümün Tarihsel Gelişimi. Tarih ve Toplum. Eylül 1989. Sayı 69. sayfa 15.

Paylaş:

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on linkedin
LinkedIn